Eskiden ne çok aydiem (IDM) dinlerdik. Bol bol cızır cozur seslerin, kıvıl kıvıl pıtırtılarla bir araya gelip, pırıl pırıl melodilerle birleştiği leziz IDM parçaları vardı. Gözlerimi bile kapatmama gerek kalmadan beni sağa sola çarpardı Ovuca‘lar, Aphex Twin‘ler, Boards Of Canada‘lar.
Dün yeni bir albüm indirdim Retic / Somnolent Massive diye. Bilmeden indirdim, meraktan. IDM/Ambient/Experimental kategorisi altında sınıflandırmışlar kendilerini. Epey deneysel bir albüm ama o aradığım melodik yapıyı ihmal etmeyen bir deneysellik.
Böyle akşam olmuş, gündüzün güneşi hala içimi ısıtırken, bir yandan akşama yetiştirilmesi gereken bir video kurgusu, yarın toplantıda sunulması gereken proje demeti önümde beni beklerken, nasıl da hoşuma gitti albüm bilemezsin.
Boards of Canada dinlemek için kendime özel pozisyonlar yarattığım geldi aklıma. Kendileriyle Basatap zamanında yaptığım röportajlardan birinde, ormanda çalmak istediklerini söylemişlerdi. Bense hep uzayda ses olmasa bile Boards of Canada çalar be diyerek, kendimi Microsoft’un bugüne kadar yaptığı belki de yegane güzel şey olan Freelancer oyununda, arkaplana koyardım BOC, ver elini galaksiler arası yolculuk. Nasıl havaya girilir, bir bilsen. Dock dediği an uzay gemin, vıjj diye kayarsın uzay geçitlerinde.
Bu arada sayın patronum Kuzuloğlu’nun blogunda okuduğum, “blog yazarken, öyle sırf doldurmak için yazmamak lazım” çıkarsaması beni hafif gerdi. Ben doldurmak için mi zırvalıyorum mesela acaba şimdi?
Postumu yaptım, bekliyorum.